Bursa'da dede mesleğinde 10 ülkeye ihracat yapıyor
Bursa’da saraçlığın son temsilcilerinden Melih Hızlıkurt (61), babasının yanında çırak olarak adım attığı dede mesleğini eşiyle birlikte dijital dünyaya taşıdı. Kurduğu internet sitesi üzerinden özel sipariş alan saraç ustası, çırak bulamadığı mesleğinde geleneksel yöntemlerle ürettiği ürünlerini, Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada 10 ülkeye ihraç ediyor.
Hızla gelişen teknolojiye ve makineleşmeye direnerek zamana meydan okuyan tarihi zanaat saraçlık, kentteki son temsilcilerinden Melih Hızlıkurt’un elinde varlığını sürdürüyor. Mesleğe 1982 yılında babasının yanında çırak olarak başlayan 44 yıllık saraç ustası, çıraklık yıllarında tarlaların at ve öküzlerle sürüldüğü döneme tanıklık ettiğini belirterek, “Baba mesleği, dede mesleği, ikinci kuşak oluyoruz biz. Babam ustamdı. Bizim çıraklık, kalfalık yaptığımız zamanlarda tarım hayvanlarla yapılıyordu. Atlarla, öküzlerle tarla sürülüyordu ya da tarım daha hızlıydı. Bunların işte at araba koşumları, tarlayı sürmek için çift koşumları, onları üretiyorduk. Ama bunlar teknolojinin gelişmesi ve makineleşmeyle beraber azaldı. Sektör bir yandan azalırken diğer taraftan da şekil değiştirdi. Bunların yanında köpek tasmaları, keçilerin, koyunların çan kayışlarını yani bütün hayvanlarla ilgili olan tasmadır, koşumdur, bağlantı ekipmanlarını ürettik. Hala da yapmaya devam ediyoruz” dedi.
DEDESİNDEN KALAN MALZEMELERLE ÜRETİM YAPIYOR
Saraçlığın kentteki son temsilcilerinden Melih Hızlıkurt, dede mesleğini eşiyle birlikte dijital dünyaya da taşıdı. Teknolojinin gelişmesiyle şekil değiştiren mesleğini, eşinin desteğiyle yurt dışına açılan bir üretime dönüştüren, geleneksel imalatı internetin sunduğu imkanlarla birleştiren Hızlıkurt, kurdukları 9 yabancı dilin kullanıldığı web sitesi üzerinden, ürettiği el yapımı, özel tasarım ürünleri dünya pazarına sunuyor. Atölyesinde makine kullanmadan; tığ, biz, ip ve iğneyle üretim yapan Melih Hızlıkurt, hala dedesinden kalan malzemelerle üretim yaptığını söyleyerek, “Bunlar babalardan, dedelerden kalan ürünler, malzemeler. Yani üretimde de makineleşmeyi kullanmıyoruz. Birebir tığla, iple, iğneyle el üretimi yapıyoruz. Aslına sadık, eskiden nasıl yapılıyorsa bugün de aynı şekilde üretim yapıyoruz” diye konuştu.

BABA MESLEĞİNİ DIŞ PAZARA TAŞIDI
Çin'den Almanya'ya, Belçika'dan Balkan ülkelerine kadar en az 10 ülkeye ihracat gerçekleştiren Hızlıkurt, kendisinin üretim, eşinin ise ihracat kısmıyla ilgilendiğini belirterek şunları söyledi:
“Atların koşumları, eyer takımları, köpeklere özel yani kişilere özel, özel tasarım, el yapımı olan ürünlerimizi teknolojik satış imkanı olan internet üzerinden resmi web sitemiz var. 8-9 dille buradan yurt dışı bağlantılı pazarlamaları eşimle beraber yapıyoruz. Eşim o işin takibini yapıyor, ben de üretim kısmıyla ilgileniyorum. Çin dahil olmak üzere en az 10 ülkeye gönderim yapıyoruz. Almanya, Fransa, Belçika, Çin, Slovakya, Bulgaristan, Kosova, Makedonya, Sırbistan’a kadar olan Balkan ülkelerine gönderiyoruz. Mail yoluyla irtibata geçiyorlar. Üretip dünyaya satıyoruz.”

‘HARCANAN ZAMAN VE MALZEMEYE GÖRE FİYAT BELİRLİYORUZ’
Melih Hızlıkurt, çırak bulamadığı saraçlık zanaatıyla ürettiği ürünlerin satışını döviz üzerinden yaptığını ifade ederek, “Tabii yurt dışına sattığımız ürünleri döviz üzerinden satıyoruz. 100 avrodan başlıyor, 1000 avroya kadar çıkıyor yaptığımız işler. Köpek tasmaları daha düz modeller oldukları için biraz fiyat aralığı düşük kalıyor. Ama atlarla ilgili istenilen koşum takımlarında işçilik maliyetleri yüksek. Üretim zaman aldığı ve elle üretim yapıldığı için onun fiyat belirlemesini harcadığımız zaman ve malzemeye göre yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

RAHMİ KOÇ MÜZESİ’NDE SERGİLENEN ESERLERİN RESTORASYONUNU YAPTI
Sadece at koşumları değil kişiye özel köpek tasmaları, kılıç kılıfları ve tarihi müzelerin restorasyon projelerini de üstlenen Melih Hızlıkurt, Türkiye'nin en önemli müzelerinden Rahmi Koç Müzesi'nde 3,5 yıl boyunca tarihi fayton koşumlarının ve tramvay körüklerinin restorasyonunu da gerçekleştirdiğini ifade ederek, “Mesleğimiz eskiden ihtiyaçtı. Tarla sürülüyordu, tarlaya atla, arabayla gidiliyordu. Teknolojinin gelişmesiyle at arabası ve hayvan kullanımı azaldıktan sonra bizlere başka sektörlerden talepler gelmeye başladı. Mesela köpek tasmaları, kişinin köpeğine özel tasmalar, el yapımı tasmalar müşteriler tarafından istenmeye başladı. Sonra kılıflar yapmaya başladık. Kılıç kılıfları, eski tarihi kılıçların kılıfları, müzelerin restorasyon işleri gelmeye başladı. Türkiye’nin en büyük müzesi Rahmi Koç Müzesi’yle 2-3 sene çalıştık. Haliç’teki bütün fayton koşumları, atlı tramvaylar, faytonların körükleri, oradaki maket atların üzerindeki koşumlar, bunların restorasyonlarını yaptık. Müzelerin bize müracaatta bulunup, 'Bu işi yapar mısın' dediği ürünleri biz önce bir ön çalışma yapıp, bunlar eskiden hangi malzemeyle yapılmış, hangi tokalar kullanılmış, aksesuarları neyden yapılmış, ön araştırma yapıp, bunların eskiyle aynı, birebir aynısını ve üretimi de eskiden makineleşme yok biliyorsunuz, el emeğiyle yapılmış, el becerisiyle yapılmış ürünleri, aynı birebir orijinaline yakın bugünkü şartlarla üretip, tarihi dokuyu yaşatmaya çalışıyoruz” dedi. (